|
İnsan, doğumdan ölümüne
kadar, fiziksel ve toplumsal çevresi ile etkileşim halindedir ve bu
etkileşim süreci boyunca her an çevrenin istek ve beklentilerine uygun
davranışlar geliştirir. Bireyde meydana gelen davranış değişikliklerinin
bir kısmı rastlantılarla ve kendiliğinden gerçekleşir. Bir kısmı ise,
yetişkinler tarafından planlı ve kasıtlı olarak gerçekleştirilir.
Bireyde toplumca istenen davranışları geliştirme sürecine "Eğitim" adı
verilmektedir. Örgün eğitim, bu davranış geliştirme işlemini planlı bir
biçimde geliştirme sürecidir.
Her bireyde,
ihtiyaçlarını karşılama ve gizilgüçlerini gerçekleştirme yolunda doğal
bir eğilim vardır. Eğitim, bireylerdeki bu eğilimi toplumun beklentileri
doğrultusunda karşılama yolunda davranışlar kazandırma süreci olarak
düşünülebilir. Şu halde eğitimin amacı, genel anlamda, "Bireyin özünü
gerçekleştirmesine ve topluma yararlı olmasına yardımcı olmaktır."
Genel olarak eğitimde
planlı öğrenim durumları hazırlanarak, öğrencilere kültürel mirasın
aktarılmasında, onların zihin güçlerinin geliştirilmesine, çevreye uyum
için gerekli bilgi ve becerileri kazanmalarına ve böylece yetişkin
toplumuna hazırlanmalarına ağırlık verilmektedir.
Ancak, toplumsal
değişme hızının gittikçe artması üzerine, bireylerin bilgili ve
halihazır topluma uyum gösteren kimseler olarak değil, hızla değişen ve
karmaşık hale gelen toplumda, ortaya çıkmakta olan sorunlarla baş
edebilecek ve durmadan değişen çevresine uyum gösterebilecek kimseler
olarak yetiştirilmeleri gereği daha çok hissedilmektedir. Bu nedenle,
artık okullarda bireylere, geçmişin ve bugünün sorunlarına bulunmuş
çözümleri aktarma yanında, belki daha da önemli olarak, onların problem
çözme güçlerinin geliştirilmesi amacına da yer verilmeye başlanmıştır.
İnsan çevresine uyum
yaparken çok kere yeni yollar bulmak zorundadır. Gelişmiş bir sinir
sistemine sahip olmak insana, içgüdü türünden davranışlar yerine,
"öğrenilmiş davranışlar" geliştirme olanağı sağlamıştır. İnsan geniş bir
öğrenme ve problem çözme gücü sayesinde, bir ihtiyacını karşılamada eski
davranış biçimleri işe yaramayınca yenisini geliştirme imkanına
sahiptir. Bunu yaparken, geçmişte edindiği deneyimlerini işe koşabilir,
onları yeni durumlara uyarlayabilir yada onların yeni bir sentezini
yapabilir ve sorunlara yeni çözümler getirebilir. Ayrıca, kendi
deneyimlerinin yanında başka deneyimlerden de yararlanabilir. Problem
çözme işleminde başarı, her şeyden önce, problemin doğru bir biçimde
tanımlanmasına bağlıdır. Kişiyi huzursuz eden durumun ne olduğu kesin
bir biçimde tanımlanamazsa çözümü için doğru yaklaşım da bulunamaz.
Güçlüğün doğru tanımlanması yanında, sorun ile ilgili konuda yeterli
bilgi sahibi olmak da gereklidir. Sorunun nereden kaynaklandığı, hangi
koşullarda arttığı veya azaldığı konusunda yeterli bilgi sahibi
olunamazsa bulunacak çözümler etkisiz kalabilir. Yeterli bilgi
toplandıktan sonra, güçlüyü gidereceği düşünülen geçenekten başlanarak,
mevcut geçenekler uygulamaya konur. Bir geçenek uygulamaya konduktan
sonra, etkisi değerlendirilir. Eğer tutulan yol, güçlüğü gidermede
etkili olmuş ise, o yolda devam edilir. Güçlüğü gidermede başarısız olan
hatta onu daha artıran yol terk edilir. Ve bir diğer geçenek uygulamaya
konur. Gerek fiziksel gerekse toplumsal çevreye uyumda karşılaşılan
güçlükleri gidermede izlenilen bu yolda başarı, güçlüğün kaynağı ve
bunları giderecek yollar hakkında doğru ve ayrıntılı bilgi sahibi
olmaya, ve geçerli yolu buluncaya kadar eldeki seçenekleri hazır oluş
derecesine bağlıdır.
Fiziksel ve toplumsal
yaşamla ilgili olgulardan kaynaklanan sorunların ve bunlara bulunmuş
çözüm yollarının tanıtılması ve karşılaşıla bilecek yeni sorunların
çözüm bulabilme becerilerinin geliştirmesi, okullarda çeşitli ders
konularının amacını oluşturmaktadır. Ancak, bir kimsenin kendi yaşamında
karşılaştığı kişisel sorunlar hiçbir dersin konusu değildir. Bu,
"Rehberlik ve Psikolojik Danışma" adı verilen servislerin işidir.
Rehberlik ve psikolojik danışma, bireye, kişisel sorunlarının çözümü
için gerekli olan olgusal bilgileri sağlayan, kişinin isteklerini ve
imkanlarını, çeşitli özelliklerini tanımasına yardımcı olan ve nihayet
bu bilgilerden yararlanarak özünü gerçekleştirmesine yardım eden bir
hizmet alanıdır.Şu halde diyebiliriz ki; rehberlik ve psikolojik danışma
hizmetleri, birinci derecede, bireylerin "Karar verme" sorunlarına
yardımcı olmaktadır. Karar verme, yukarıda da belirtildiği gibi, bir
güçlüğü gidermede şu yada bu seçeneğe yönelme meselesidir. Karar verme,
problem çözme işleminin en önemli aşamasını oluşturmaktadır.
İnsan, hayatı boyunca
pek çok konuda karar verir. Bazı konularda verilen kararlar bütün hayatı
etkileyecek güce sahip olabilir. Böyle dönemlerde insan kaygılı bunalım
yaşayabilir; yalnız olgusal bilgiye değil, "Psikolojik desteğe" de
ihtiyaç duyabilir. Rehberlik ve Psikolojik Danışma, bireylere bu desteği
sağlamaya çalışır. |