"Bir atı zorla suya götürebilirsiniz, ama zorla su içiremezsiniz”.

Öğrenciler öğrenmeye istekli olmadıkça ya da öğrenmek için çaba göstermedikçe onları sınıfta tutabilseler bile zorla bir şeyler öğretemeyeceklerini düşünen öğretmenler, bu sözün kesinlikle doğru olduğuna inanmaya hazırdır. Ama atı suya götürmeden önce biraz tuz verirseniz, su içmesi için zorlamanıza gerek kalmayacaktır. Eğitimde de “tuz”  yerini tutacak bir şeyler  bulunamaz mı ? Bu soruya verilecek cevap, öğrencileri öğrenmeye içsel olarak güdüleyecek yöntemlerin ve tekniklerin bilinip bilinmemesine bağlıdır.

İşte hikayemiz.
 Üniversiteden emekli olduktan sonraki günlerini klasik bestecilerin o nefis müziğinin  tadını çıkararak geçiren bilge bir profesör  vardı. Profesör, sessiz-sakin bir parkın bitişiğindeki mütevazı bir evde oturuyordu. Günlerini klasik müzik dinleyerek geçirmekten ve parkı gören penceresinden dışarıyı seyrederek mevsim değişikliklerini izlemekten zevk alıyordu. Ilık bir ilkbahar günü evin her tarafında Mozart’ın müziği çınlarken, bitişikteki parka bir grup genç çıka geldi. Sabahın bu erken saatinde oldukça büyük bir hoperlörden, bir rock şarkıcısının insanın içine işleyen acı haykırışları yayıldı. Profesör, bütün pencereleri ve kapıları kapatmasına ve dinlemekte olduğu müziğin sesini yükseltmesine rağmen, Mozart’ın nefis melodilerini bastıran bu gürültüye engel olamadı.

 Birkaç gün devam eden bu gürültüden sonra, profesör bu gürültücü gençlerin davranışını değiştirmek için uğraşmaya karar verdi. Önce neler yapabileceğini düşündü : 1) gençlere kibarca  parkın başka bir köşesine gitmelerini söyleyebilirdi, 2) daha güçlü hoperlörler satın alabilir ve rakiplerinin gürültüsünü Beethowen ile bastırmaya çalışabilirdi, 3) bu kadar gürültü yaptıkları için gençleri azarlayabilir ve onları polis çağırmakla tehdit edebilirdi, 4) eğer buradan giderler ve bir daha dönmezlerse her birine bir dolar vermeyi önerebilirdi.

 Bilge ve deneyimli psikolog, bu dört seçeneğin de sorunlarla yüklü olduğunu biliyordu. Heavy metalle Beethowen’ı kapıştırma fikri kulağına hoş gelmesine rağmen,  bu yaklaşımın sadece mevcut  huzurun bozulmasına yol açabileceğini biliyordu. Profesör, nazik bir biçimde de olsa gençlere buradan gitmelerini içeren ricaların genellikle birer emir olarak algılanacağını ve bu yüzden reddedileceğini; bu tür tehditlerin genellikle güç gösterilerini kızıştıracağını; bu davranışa son vermeleri için onlara para vermenin bu davranışın tekrar yapılma olasılığını artıracağını, üstelik aynı ödülü almak isteyen başkalarının da bu şekilde davranmaya başlayacağını biliyordu. Bu nedenle, profesör beşinci seçeneği seçti

 Ertesi gün, bir Pazartesi sabahı gençler yine gürültüye başlamışlardı. Gençler tam parktan ayrılacakları sırada, yaşlı profesör evinden dışarı çıktı ve gençlere, icra ettikleri müziği dinlemekten ve yüksek sesle gülüp eğlendiklerini görmekten mutlu olduğunu söyledi (yıllar bu emekli profesöre, psikoloji araştırmaları yaparken deneklere bilim adına bazen yanlış bilgi vermenin gerekli olduğunu öğretmişti). Eğer yarın yine gelirler ve aynı şeyi yaparlarsa, her birine bir dolar verebileceğini söyledi. Bu şaşırtıcı kolay para kazanma beklentisiyle, gençler bu teklifi hemen kabul ettiler. Salı sabahı anlaştıkları gibi müziklerini icra ettiler ve sevinçle birer dolar ücretlerini aldılar.

 Psikolog, gençlere Çarşamba günü tekrar gelip gelemeyeceklerini sordu; fakat bu kez her birine sadece yarım dolar vermeyi teklif etti. Gençler bu teklifi de kabul ettiler ve ertesi gün yine geldiler; Çarşamba günü emekli psikolog perşembe için her birinin ücretini çeyrek dolara indirdi. Gençler isteksizce de olsa bu teklifi de kabul ettiler. Nihayet Perşembe günü emekli psikolog her gence çeyrek dolar verdikten sonra, artık kendilerine ödeme yapamayacağını söyledi. Gençler öfkeyle bir daha burada gösteri yapmayacaklarını ve karşılığında herhangi bir şey almadan müzik çalmayacaklarını söylediler: Bilge yaşlı psikolog bu gençleri bir daha evinin bitişiğindeki parkta hiç görmedi