ÇAY

Çay deyip; geçeriz hep hiç düşünmeyiz ki biz çaysız yaşayamayız. Sabah kalktığında çay, iş yerinde, ziyarete, misafirliğe gidildiğinde, öğle molalarında, akşam T.V karşısında hep çay.
Bir tek ağza tat vermesini, soğuk havalarda ısınmamızı, simit yerken , katık yanında içmesini biliriz. Halbuki çay bizim hayatımızda yer tutan ve zevkleri taşıyan renklerdendir.
Evet çay sudan yapılır. Suyun o, eşsiz berraklığına, saflığına, çay denilen o bitki salındığında su bulanır koyu kırmızı bir renk alır, işte o renk bizim hayatımıza girer, her saat başı çay yudumlamaya mecbur oluruz.
Çay’ın o eşsiz koyuluğunda boğulmak istemişimdir hep. Hele o bitiş anı var ya, dilimi damağıma vurup sevdin mi? diye sorarım. Cevabı almadan bir bardak, ardından bir bardak daha. Sonunda bardağın dibine şöyle bir bakarım:
-bana bir dakika önce o keyfi yaşatan sen miydin diye sorarım.
-Çay, bardağın dibinde kalan küpürleri ile cevap verdi bana,
-evet benim.

Fatih DİLER
11/A